Atla
Dramsız Disiplin

Dramsız Disiplin

Çocuğunuz yemek tabağını duvara fırlattığında, restoranın perdelerini indirdiğinde ya da küçük kardeşini tehdit ettiğinde ne yapıyorsunuz? Soğukkanlılıkla mı yaklaşıyorsunuz yoksa saçınızı başınızı mı yoluyorsunuz? İşte DR. DANIEL J. SIEGEL ve DR. TINA PAYNE BRYSON bu zamanlarda yaşanan öfke nöbetleri, gözyaşları ya da çığlıklarla baş etmek için etkili ve sevecen bir yol gösteriyor. Bu kavgasız, gürültüsüz yola da Dramsız Disiplin diyor. Peki gerçekte nedir disiplin?


Disiplin cezalandırmak ya da bir sonuç elde etmek değil ÖĞRETMEKTİR.

Amaç çocukların büyümelerine, başarılı ilişkiler ve anlamlı hayatlar kuran kibar ve sorumluluk sahibi insanlar olmalarına yardım etmektir. Beynini şekillendirme, beynini besleme ve beynini yapılandırmadır.

Disiplinle öğrenerek gelecekte de kendilerini idare edecekleri, doğru karar almalarını sağlayacakları becerileri kazandırmak fikri size nasıl geliyor?


Hadi öyleyse bunu nasıl başarabiliriz bakalım.

Çocuğumuz huysuz, gergin ya da uygunsuz bir davranış yaptığında hemen öfkelenmek yerine yaşasın ona yeni bir şey öğretebilmem için bir fırsat diye yaklaşabilir miyiz? İşte bu aşamada kendimize sorabileceğimiz üç soru;


1. Çocuğum NEDEN böyle davrandı?

Gerçekte sorunu ne? Aç mı, ilgi mi istiyor, canımı sıkılıyor?

2. Ona şu an NE öğretmek istiyorum?

Özdenetim, paylaşma vb.

3. Bunu en iyi NASIL öğretirim?

Gerçek ilişki kurarak. Duygularının farkında olduğumuzu göstererek. Bu bütün beyin yaklaşımı, çocuklara davranış öğretirken onları ne kadar sevdiğimizi göstermenin de yolunu sunar.

 

‘SENİNLEYİM, ARKANDAYIM. EN KÖTÜ ZAMANINDA, DAVRANIŞ ŞEKLİNİ ONAYLAMASAM DA SENİ SEVİYORUM VE SENİN İÇİN BURADAYIM’

 

Bu yolla bakın çocukların beyinlerine neler oluyor?

Beyin değişir; Biliyoruz ki çocuklar taklit ederek öğrenir. Bizler bilinçli tepkiler vererek onların beyinlerinin gelişimine rehberlik etmiş oluruz.

Çocukları tüm olumsuz deneyimlerden koruyamayız ama onların deneyimlerini anlamlandırmalarını sağlayabiliriz. Onlarla duyguları hakkında konuşmak onlara kendi duygularını fark edip yönetebilmeyi öğretir.

Bu aşamada çocuğa basitçe ne yapması gerektiğini söylemek yerine ona karar verme fırsatı sunduğumuzda zamanla daha iyi kararlar alabilmeyi öğrenir.


‘BU ZOR BİR DURUM. BUNU DÜZELTMEK İÇİN NE YAPABİLİRSİN?’

Dramsız disiplin çocukların kendi içlerine bakmaya, başkalarının duygularını önemsemeye ve başka şekilde davranma dürtüleri olsa bile çoğunlukla zorlu kararları vermeye teşvik eder.

Bazılarımız çocuğumun her istediğini yaparsam şımarık ve tatminsiz olur diye korkabiliriz.

Çocuğun her istediğini alma hakkı olduğuna, istediği her şeyin yapılacağına inanması onu tatminsiz hale getirebilir. Ancak, ihtiyaçlarının karşılanacağını bilmeleri, kendilerini güvende hissetmelerini sağlar. Sınırlar koyarken de onlarla bağlantı kurabilir, ya da bağlantıda kalabiliriz. ‘Üzgün olduğunu biliyorum. Vücudunu kontrol etmekte zorlanıyorsun. Sana yardım edeceğim” diyerek, onu nazikçe tutup, gerekiyorsa oradan çıkarmamız gerekebilir. Kontrolü ele alıp konuşmaya hazır hale gelince tartışabiliriz.

Çocuğun en kötü hale büründüğü hal ebeveynine en çok ihtiyaç duyduğu andır.

Çocuklar sınır koymamıza ve beklentilerimizi iletmemize ihtiyaç duyarlar. Çocuklar görüldüklerini bilerek, güvende hissederek gelişirler.

Hadi gelin, bir de kriz anlarında bağırmak gibi üzücü otomatik tepkilerden bizi koruyan çözümlere bakalım.

 

  • Önce zihninizdeki köpekbalığı müziğini kapatalım. Aynı filmin göl sahnesi klasik müzikle bizi dinlendirirken, Jaws filminin müziği ile korku yaratır. Aynı bu şekilde, bizim geçmiş ve gelecek kaygılarımız da tepkimizi etkileyebilir.
  • Nedenini araştıralım; merak, etkili disiplinin temelidir. Bunu neden yaptı? Ne elde etmeye çalışıyordu? Ne söylemeye çalışıyor? Merakın öfkemizin yerine geçmesini sağlayalım.

Kendisi neden yaptığını bilmeyebilir, henüz içgörüsü dürtü farkındalığı  gelişmemiş olabilir. Nedenini bir dedektif gibi araştıralım. Bu onun da  içsel deneyimiyle ilgilenmesini öğretir.

  • Nasıl hakkında düşünelim; ne söylediğimizden çok nasıl söylediğimiz önemlidir. ‘Şimdi yatağa git yoksa masal yok’ yerine ‘Şimdi yatağa gidersen okumak için vaktimiz olacak’ gibi cevaplar verebiliriz.
  • Rahatlatalım; Elimizi koluna koymak, sırtını sıvazlamak oksitosin gibi iyi hissettiren hormonlar salgılatarak sakinleştirir. Göz hizasının altına inelim, kendisine bir tehdit oluşturmadığımızı hissettirelim. Beden dilimizle sakin duruşumuzla ona örnek olalım.
  • Onaylayalım, onaylayalım, onaylayalım; Üzülme gibi sözler söylemek deneyimini önemsemiyorum demektir ve çocuğu bağlantısız ve görünmez hissettirir. Seni anlıyorum, diye başlayalım.
  • Konuşmayı bırakalım ve dinleyelim; Öğüt vermeyi bırakıp dinleyelim. Konuşması için alan açıp, ‘Davet edilmemek seni üzmüş olabilir mi, ben de dışlanmış hissederdim.’ sonra konuşmayı bırakıp dinleyelim.
  • Duyduklarımızı yansıtalım; onları duyduğumuzu hissettirmek için tekrar edelim. ‘Abinin seninle alay etmesine sinirlendin.’ Burada dikkat edeceğimiz bir konu istemediğimiz bir yargıya varmasını onaylamaktır. ‘Kardeşimden nefret ediyorum.’ ‘İnsanların dalga geçmesinden ben de hoşlanmam. Aslında kardeşini sevdiğini biliyorum az önce çok güzel oynuyordunuz.’ diyerek yanlış yargı ile kalmasına engel olalım.


Peki tüm bunları yaptık diyelim, sizce her zaman başarılı olacak mıyız? HAYIR ama size umut verecek mesajlarımız var.

  • Sihirli değnek yoktur.

Bazen çocuk zor zamanlardan geçerken düzeltmek için  yapabileceğimiz bir şey yoktur. Sakin ve sevecen kalmaya çalışıp  onun  yalnız kalmak isteğine saygılı olmalıyız. Bazen sadece ‘Bana  ihtiyacın olunca buradayım’ deyip beklemektir.

 

  • İşleri batırdığınızda bile çocuklar bundan faydalanabilir.
Bazen yanlış davranacağız, yeter artık diye bağıracağız. Bu  mükemmel olmayan ebeveynlik anları çocuklara zor durumlarla baş  edebilme becerisi kazandırır. Kendilerini kontrol etmeyi öğrenirler.  Özür dileyip işleri nasıl yola koyduğunuzu da öğrenirler.
AMA en önemlisi bizim mükemmel olmadığımızı görürler  kendilerinden de bunu beklemezler. Böyle davrandığımızda kendimizi  affedelim ve kendimize şefkat gösterelim. Bu onların da kendine  şefkat göstermesini sağlayacaktır.

 

  • Her zaman yeniden bağlantı kurabiliriz.
Evet zaman zaman iletişim kopukluğu yaşayacağız ama bu uzarsa  çocukta toksik utanç ve aşağılık kompleksine neden olabilir. Bu  nedenle ne olursa olsun biran önce bağ kurmak önemlidir. Belki af  dileriz belki çok yorgundum iyi idare edemedim diyebiliriz. Güzel  haber; her zaman yeniden bağ kurabiliriz ve çocuğumuz buna açıktır.

 

  • Olumlu değişim için asla geç değildir.

Bir güzel haber de nöroplastisite bize beynin bir ömür boyu değişken  ve uyarlanabilir olduğunu gösteriyor. Bağlantı kurup doğru tepkileri  verdiğimizde beynini yeniden doğru yapılandırmamız mümkün.


Peki biz çocuklarımızın hangi beyin bölümünü geliştirmek istiyoruz?


Kabalık, bağırma ile onun beyninin tepkisel bölümünü çalıştırırken sakin ve sevecen bağlantıyla disipline edersek içgörü, empati, onarım yönlerini geliştirmiş olmaz mıyız?


Öyleyse hemen şimdi çocuklarımızın kendilerini kontrol etmeleri, hatta zor durumlarda siz yokken bile iyi kararlar verip yönetmeleri için onlara bu değerli araçları sunmaya başlayabilir miyiz?

 

ASLI OLGUN

Sonraki makale Çocuklarda Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kavramı